15 yıldır cevabı bulunamayan soru: 3 Mayıs gecesi o dairede ne oldu?

Aylardan mayıs olmasına rağmen havalar erkenden ısınmıştı. İngiltere’nin Leicestershire şehrinin Rothley kasabasında yaşayan McCann ailesinin erken yaz tatili için tercihi, Portekiz’in Praia da Luz kasabasında bulunan Ocean Club tatil köyüydü. Her şey gayet güzel başlamıştı. Dostlarıyla birlikte keyifli zamanlar geçiriyor, tatilin tadını çıkarıyorlardı. Ama o tatil hayatlarını bir daha hiç normale dönmeyecek şekilde değiştirecekti.

3 Mayıs akşamı anne Kate ve baba Gerry, arkadaşlarıyla tatil köyünün içinde bulunan bir restoranda yemeğe gitti. Madeleine ile iki kardeşini odada uyur halde bıraktılar. Yemek yedikleri restoran ile odaları arasında sadece 90 metre vardı. Yarım saatte bir, biri masadan kalkıp odaya gidiyor ve çocukları kontrol ediyordu.

Gecenin bir noktasında Kate McCann odaya girdiğinde Madeleine’in yatağında olmadığını gördü. Hemen polise haber verildi. Tatil köyü çalışanlarının ve misafirlerinin de desteğiyle sabahın ilk ışıklarına kadar arama yapıldı. Ama nafile… 3 yaşındaki Madeleine’den eser yoktu.

Ne kapıda içeri zorla girildiğine dair bir iz vardı ne de küçük kızın başına gelenlere dair rasyonel bir açıklama… Sonraki haftalarda peş peşe teoriler gündeme gelmeye başladı. Kimileri Madeleine’i bir yabancının kaçırdığını söylüyor kimileri olayda seks amaçlı çocuk ticareti yapan bir çetenin parmağı olduğunu iddia ediyordu. Anne babasının çocuğun kazara ölümünü örtbas etmek için böyle bir yola başvurduğunu iddia edenler de oldu. Hatta Portekiz polisi, Eylül 2007’de Kate ve Gerry McCann’i resmen şüpheli ilan etti.

Aradan 15 yıl geçti ancak “3 Mayıs gecesi ne yaşandı?” sorusu üzerindeki esrar perdesi biraz olsun aralanamadı. Bu süreçte başta İngiltere basını olmak üzere dünyanın dört bir yanından yayıncıların katkısıyla Madeleine McCann olayı, “modern tarihin üzerine en fazla haber yapılmış kayıp vakası” olarak kayda geçti.

Sağ gözündeki leke, Madeleine’in en ayırt edici özelliği olarak arama afişlerinde vurgulanıyordu.

Sağ gözündeki leke, Madeleine’in en ayırt edici özelliği olarak arama afişlerinde vurgulanıyordu.

15 YIL SONRA FLAŞ GELİŞME

Son olarak geçtiğimiz perşembe günü önemli bir gelişme yaşandı. Portekiz’in Faro Savcılığı’ndan yapılan açıklamada, Madeleine’in kaybolmasıyla ilgili olarak, bir Alman erkeğin “arguido” (resmi şüpheli) ilan edildiği bildirildi. 2007’de McCann çiftinden bu yana kimse için böyle bir adım atılmamıştı.

Savcılığın açıklamasında söz konusu kişinin adı açıklanmadı ancak İngiltere basınında şüphelinin daha önce tecavüz suçlamasıyla hüküm giymiş olan Christian Brückner olduğu belirtildi. Portekiz polisi daha önce, 44 yaşındaki Brückner’in “bir tanıktan daha fazlası” olduğunu açıklamış ancak tutuklanması ya da hakkında iddianame oluşturulması yönünde bir adım atılmamıştı. Alman polisinden Haziran 2020’de yapılan açıklamada ise Madeleine’in ölmüş kabul edildiği ve bundan muhtemelen Brückner’in sorumlu olduğunu belirtilmişti.

Brückner, 2018 yılında uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla İtalya’da yakalanmıştı.

Brückner, 2018 yılında uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla İtalya’da yakalanmıştı.

Brückner 2019 yılından bu yana Almanya’nın kuzeyinde Olgenburg’da hapiste. 2005 yılında Madeleine’in de kaybolduğu Algarve bölgesinde ABD’li bir kadının uğradığı tecavüz nedeniyle yargılanan Brückner 7 yıl hapis cezasına mahkûm edilmişti. 1995-2007 yılları arasında Algarve’de yaşayan, otel ve yazlıkları soyan Brückner hakkındaki suçlamalar arasında sahte pasaport düzenlemek ve bir limandaki teknelerden dizel yakıt çalmak da bulunuyor. İlk olarak 2013 yılında gelen bir ihbar üzerine McCann vakasıyla ilişkilendirilen Brückner’in başka çocuk kaçırma vakalarıyla olası bağlantısı da araştırılıyor.

Biz de son gelişmelerden hareketle en deneyimli polislerin bile “çözülemez” ilan ettiği, pek çok araştırma makalesine ve belgesele konu olmuş bu olayı bir kez daha hatırlamak istedik. İşte tüm detaylarıyla Madeleine McCann vakası…

O GECEDEN SONRA BİR DAHA HABER ALINAMADI

Leistershire’da doktorluk yapan Kate ve Gerry McCann, dört yaşına basmak üzere olan Madeleine ve iki yaşındaki ikizleri Sean ve Amelie’yle birlikte Portekiz tatiline çıkarken başlarına gelecekten habersizdi. “Işık Kumsalı” anlamına gelen Praia da Luz’da güzel bir tatil köyünde, giriş katında bulunan bir dairede kalıyorlardı.

3 Mayıs akşamı saat 20.30 sularında Kate ve Gerry, kapıyı uyuyan çocukların üzerinden kapatıp, tatil köyünün içindeki tapas restoranına arkadaşlarıyla buluşmaya gitti. Saat 22.00 civarında Kate çocuklara bakmak için odaya döndüğünde Madeleine’in yatağının boş olduğunu gördü. O günden sonra bir daha Madeleine’i gören olmadı.

Madeleine’in kaybolmasına ilişkin soruşturmada adı geçen ilk şüpheli Robert Murat’tı. İngiltere asıllı bir Portekizli emlakçı olan Murat, McCann’lerin kaldığı dairenin yakınlarında oturuyordu. 3 Mayıs gecesi saat 21.15 civarında, kucağında bir çocuk taşıyan bir erkek, Murat’ın evine doğru yürürken görülmüştü.

Elbette o sırada Madeleine’in kayıp olduğu bilinmediğinden bu durum kimseyi şüphelendirmemişti. Ancak şimdi bütün gözler 33 yaşındaki Murat’a çevrilmişti. Ne var ki daha sonra yapılan incelemelerde Murat’ın Madeleine’in kaybolmasında parmağı olduğuna dair sağlam bir delil bulunamadı. Murat ilerleyen dönemde şüpheliler listesinden çıkarıldı.

Daha sonra hatırladıkları üzere Madeleine o sabah kahvaltıda anne babasına, “Dün gece Sean ve ben ağlarken neden yanımıza gelmediniz?” demişti. Bu soru Kate ve Gerry’nin yabancı birilerinin belki de birden fazla kez odaya girdiğini düşünmelerine neden oldu.

OKLAR ANNE VE BABAYA DÖNDÜ

Asıl büyük kıyamet, dört ay sonra koptu: Portekiz polisi Madeleine’in anne babasını şüpheli ilan etti. Polisler küçük kızın dairede öldüğüne, çocuk kaçırma iddiasının da bu ölümü gizlemek için ortaya atıldığına inanıyordu.

Bu suçlama büyük tartışma yarattı. Bir grup, çocuklarının kaybıyla büyük bir acı yaşamakta olan Kate ve Gerry hakkında böyle bir suçlama yapılmasının vicdansızlık olduğunu savunuyordu. Ancak yetkililerin bu şüphesi nedensiz değildi.

İngiltere polisinin desteğiyle Temmuz 2007’de olay yerinde iki hassas burunlu köpekle arama yapılmıştı. Köpeklerden biri insan kanı diğeri ceset kokusunu alacak biçimde eğitilmişti. Birçok noktayı koklayan köpekler, sadece McCann ailesinin kaldığı dairede ve McCann çiftinin Madeleine’in kaybolmasından 24 gün sonra kiraladığı otomobilin içinde tepki vermişti.

Kate ve Gerry McCann… Madeleine’in bilgisayarla yaşını büyüten uzmanlar 9 yaşında böyle görüneceğini tespit etmişti

Yetkililerin teorisi şuydu: Gerry ve Kate kızlarının cansız bedenini bir yerlere saklamış, “Kızımız kaçırıldı” yalanını uydurmuş, haftalar sonra da cesedi kiralık araca koyup bir yerlere götürmüştü. Anne babanın cesedi sakladığından şüpheleniliyordu.

Polisler bu soğukkanlı hareketin nedenini ise korku faktörüyle açıklıyordu. Dediklerine göre Kate ve Gerry kızlarına uyusun diye verdikleri ilacın dozunu şaşırmış, Madeleine hayatını kazara kaybetmişti. Anne baba da hapis korkusuyla böyle bir hikâye uydurmuştu. Tatilde dostlarıyla yedikleri akşam yemekleri bölünmesin isteyen Kate ve Gerry’nin buldukları masum çözüm, kızlarının canına mal olmuş, onlar da başları kanunla derde girmesin diye bu yola başvurmuştu. Daireden ve otomobilden alınan saç ve lif örnekleri üzerinde yapılan analizler de Kate ve Gerry’nin “arguido” ilan edilmesi için yeterli görülmüştü.

İki Portekizli gazeteci Margarida Davim ve Felicia Cabrita’nın bir haberi, anne babanın suçlanmasında çok etkili oldu. Makalede Davim ve Cabrita, McCann’ler ve arkadaşlarının o gece yaşananlara dair bir “sessizlik anlaşması” yaptığını öne sürüyor ve bazı çelişkili noktaların altını çiziyordu. McCann’lerin yemek yediği restoranı ziyaret eden, onlarla aynı masaya oturan Cabrita, Gerry’nin “Oturduğum yerden daireyi görebiliyordum” sözlerini yalanlıyor “Bir araştırmacı gazeteci olaraks ormak zorundayım: Neden böyle basit bir konuda yalan söyleyesiniz ki?” diyordu. Çiftin anlattıklarıyla otel çalışanlarının ifadeleri arasındaki uyumsuzluklar, Gerry’nin kapının kilidi gibi bazı detayları değiştirerek anlatması, McCann’ler ve arkadaşlarının dakika dakika yaşananlara dair ağız birliği edip 24 saat sonra ifade değiştirmesi şüpheli görünüyordu. Çiftin arkadaşlarından Jane Tanner’ın pijamalı bir çocuk taşıyan bir adama dair ifadesi de günler geçtikçe değişiyordu. “Sessizlik anlaşması” ifadesindeki anlaşma kelimesi ise McCann’lerin bir diğer arkadaşı olan David Payne’in ağzından çıkmıştı. Payne, “Gerry’le olanlar üzerine konuşmamak konusunda anlaştık” demişti.

DNA KANITLARI DA KESİNLİK TAŞIMIYORDU

İz sürme köpeklerinin ulaştığı kanıtlar her zaman kesin kabul edilmiyor. ABD’de görülen bir davada üç farklı köpeğin tespitlerinin yüzde 78, yüzde 71 ve yüzde 62 oranında yanlış olduğuna karar verilmişti. Dolayısıyla bu çok güvenilir bir kanıt değildi ama DNA analizi daha ikna ediciydi.

İngiltere Adli Tıp Kurumu’ndan (FSS) John Lowe tarafından yapılan açıklamada, Madeleine’in DNA profilinin 19 unsurundan 15’inin kiralık otomobilde bulunduğu bildirildi. Ancak burada da makul şüphe doğuracak bazı boşluklar mevcuttu.

Lowe, “Madeleine’in profilinin yüzde 50’si annesiyle yüzde 50’si de babasıyla aynı olacak. İkiden fazla kişinin bulunduğu bir ortamda hangi spesifik DNA unsurlarının eşleştiğini belirlemek ya da değerlendirmek mümkün değil. Dolayısıyla ‘Bu eşleşme gerçek mi yoksa tesadüfi mi?’ sorusuna yanıt veremeyiz” diye konuştu.

Kate ve Gerry “arguido” listesinden Temmuz 2008’de çıkarıldı. Çift kendilerinden şüphelenilmiş olmasını “gülünç” olarak nitelendirirken kızlarının halen hayatta olduğuna dair inançlarını hiç yitirmediklerini her fırsatta dile getirdi.

Futbol maçlarında Madeleine’in fotoğrafı ekranlara yansıtılıyor, sporcular sahaya küçük kızı anan pazı bantları ve tişörtlerle çıkıyordu

HIRSIZLIK VAKASI ÇOCUK KAÇIRMAYA MI DÖNÜŞTÜ?

Scotland Yard 2011’de kendi soruşturmasını başlatırken aradan geçen 15 yılda birçok farklı teori de ortaya atıldı. Portekiz polisinin soruşturmayı sürdürdüğü teorilerin başında yanlış giden bir hırsızlık ihtimali geliyordu.

Söylenene göre, McCann ailesinin dairesine bir hırsız girmiş, soygun sırasında uyanan Madeleine de bu nedenle kaçırılmıştı. Bu açıklama Scotland Yard’ın da olası senaryoları arasında da yer aldı. Ancak böyle bir durumda paniğe kapılan hırsızların geride açık deliller bırakmış olması gerekirdi. Yine de polis, Praia da Luz çevresinde yaşayan dört kişiyi şüpheli belirledi. Bu kişilerin Madeleine’in kaybolduğu sıradaki konumları, hırsızlık şüphesini destekliyordu. Dördü de erkek olan şüpheliler 2014’te sorgulandı ancak Scotland Yard’ın somut deliller elde edememesi sonucu serbest bırakıldı.

Polici Judiciaria memurlar sendikasının eski başkanı Carlos Anjos, bu hipotezi hiçbir zaman geçerli kabul etmediğini belirterek, “Hırsızlık teorisi absürt. Bir cüzdan bile kaybolmadı, televizyon kaybolmadı, başka hiçbir şey kaybolmadı. Bir çocuk kayboldu” diye konuştu.

Praia da Luz bölgesi

ALGARVE VE CİNSEL SUÇLULARLA DOLUYDU

Ortaya atılan bir diğer teori, Madeleine’in civarda yaşayan bir pedofil tarafından kaçırılmış olduğuna yönelikti. 2009 yılında yayımlanan bir dizi haberde, Algarve ve çevresinin Madeleine’in kaybolduğu dönemde “pedofil kaynadığı” bildirildi. Görüşlerine başvurulan bir kaynak, “Algarve’de bilinen 38 cinsel suçlu var. Bölge pedofiller için bir mıknatıs” ifadelerini kullanıyordu.

Kaynak şöyle devam ediyordu:

“Algarve’de son dört yılda turistlerin çocuklarını ilgilendiren yedi cinsel saldırı olayı yaşandı. Hepsinde izlenen yöntem Madeleine’in kaybolmasıyla aynı. Tatilcilerin kaldığı apartman dairesine zorla giriliyor ve çocuk taciz ediliyor. Madeleine’in kaçırılmasından önce beş, sonrasında ise iki olay yaşandı. Bunlardan bir tanesi Madeleine ortadan kaybolmadan sadece 1 ay önce gerçekleşti.”

Daha sonra çok daha tuhaf bir gerçek ortaya çıktı. İngiltere parlamentosunun eski milletvekillerinden Sör Clement Freud hakkında pedofili suçlamaları gündeme geldi. Tuhaf olan Freud’un Algarve bölgesinde bir yazlık eve sahip olması ve McCann’lerle tanışıyor olmasıydı. Freud’un tacizine uğradığını açıklayan bir kadın, basına yaptığı açıklamada milletvekili ile Madeleine’in ebeveyni arasındaki tanışıklığı duyunca kendisini “rahatsız” hissettiğini belirterek, “Başka hiç kimse Freud’un istismar ve tecavüze eğilimli biri olacağını düşünemezdi ama bana bunu yaptı” diye konuşmuştu.

Ancak soruşturmayı yürüten müfettişler, pedofillerin bir eve gizlice girip bir çocuğu kaçırma riskine çok nadir girdiklerini vurgulayarak bu ihtimalin zayıf olduğunu belirtmişti.

İngiltere makamları Madeleine’i hâlâ “kayıp” kabul ediyor. Ailesi kızlarının bulunabileceğine dair inancı koruyor. Eğer Madeleine halen hayattaysa mayıs ayında 19 yaşına basacak.

İngiltere makamları Madeleine’i hâlâ “kayıp” kabul ediyor. Ailesi kızlarının bulunabileceğine dair inancı koruyor. Eğer Madeleine halen hayattaysa mayıs ayında 19 yaşına basacak.

TRAFİK KAZASI İHTİMALİ DE GÜNDEME GELDİ

Bir başka teori de Madeleine’in gece vakti uyanıp apartmandan çıktığı ve bir arabanın altında kaldığı yönündeydi. Küçük kıza çarpan aracın şoförünün panikle hareket ettiği ve kızın cansız bedenini ortadan kaybolduğu öne sürülüyordu.

Ancak bu da zayıf bir teori olarak kaldı. McCann ailesinden kaynaklar kızın değil tırmanıp dışarı çıkmak, pencerelerdeki ağır panjurları bile açabilecek kuvvette olmadığını söylemişti. Daha da önemlisi, polisler, Madeleine’in dışarı çıkmış olsa bile karanlık caddeye tarafına ilerlemek yerine restoranların bulunduğu aydınlık ve hareketli bölgeye doğru yürümesi gerektiğini ifade etmişti.

PORTEKİZ’DEN FAS’A GÖTÜRÜLMÜŞ OLABİLİR Mİ?

En fazla merak uyandıran teori ise Madeleine’in çocuk ticareti şebekelerinin eline düştüğü yönündeydi. Jeffrey Epstein’in kurduğu seks ticareti ağının açığa çıkmasıyla yaşanan skandalın yarattığı depremin de etkisiyle bu teori hızla destekçi topladı. Avrupa’da ve Afrika’da birçok görgü tanığı Madeleine’in eşkaline uyan kız çocukları gördüklerine dair ihbarlarda bulunmaya başladı. 2008 yılında polis, Madeleine’in Belçika merkezli bir pedofili ağının emriyle kaçırıldığı yönündeki bir ipucunu araştırıyordu.

İddiaya göre şebeke, bir “küçük kız” talebinde bulunmuş hatta Madeleine kaçırılmadan önce fotoğrafları çekilerek nasıl göründüğünden emin olunmuştu. Bir başka teori kızın kaçırılarak yakınlardaki bir otel olan Lagos Marina’ya götürüldüğünü, ardından da Fas’a giden bir tekneye bindirildiğini öne sürüyordu. “Madeleine’i gördüm” Faslı kaynakların anlattıkları o kadar ikna ediciydi ki Kate ve Gerry ülkeyi ziyaret edip yetkililerle görüşmüştü.

Fas, dünyada köleliği kaldıran son ülke olan Moritanya’ya ulaşmaya çalışan insan kaçakçılarının rotaları arasında en bilineni. Scotland Yard’dan emekli dedektif Colin Sutton, “Moritanya hattı kesinlikle bir ihtimal” diyor ve ekliyordu: “Eğer birileri üç yaşındaki bir çocuğu Afrika’ya götürmek istiyorsa, bu yolu kullanacağı açık. İnsan kaçakçılığı için gerekli altyapı ve temas kurulacak kişiler orada mevcut.”

Üç yaşındaki Faslı Buşra Binhisa, Madeleine’e benzerliği nedeniyle dünya basının gündemi olmuştu

VE SONUNDA 2020…

İlerleyen yıllarda Madeleine McCann, meselesi gündemdeki yerini kaybetmekle birlikte küçük kızın o çok bilinen fotoğrafı zaman zaman İngiliz tabloid gazetelerinde okurların karşısına çıktı. 2019 yılında yayınlanan bir belgesel, Madeleine’in akıbetine duyulan merakı bir kez daha tazeledi. Ancak olaya dair pek yeni bir şey söylemeyen belgesel, McCann’lerin olaydaki sorumluluğuna dair vurguları nedeniyle de Kate ve Gerry’nin tepkisini çekti.

Bir sonraki yıl, Haziran 2020’de Alman polisi Madeleine’in kaybolmasıyla ilgili olarak Christian Brückner hakkında soruşturma başlatıldığını duyurdu. Söylenene göre Brückler 3 Mayıs 2007’de o bölgede kamp yapıyordu ve olaydan bir önceki gece kız arkadaşına “Yarın yapmam gereken korkunç bir iş var” demişti. Üstelik Brückner’in bazıları çocuklarla ilgili olmak üzere çeşitli cinsel saldırı suçlamalarından hüküm giymişliği de vardı. Bütün bunlar savcıları Brückner’in suçluğuna ikna etti. Ve nihayet perşembe günü Brückner “resmi suçlu” ilan edildi.

Portekiz’de 10 yıl ve daha fazla süreyle cezalandırılan suçların yargılanmasında 15 yıllık bir zaman aşımı süresi bulunuyor. 15 yıldan sonra bir kişiyi şüpheli ilan etmek mümkün olmuyor. Portekiz makamlarının kaçırma olayının 15’inci yıldönümüne birkaç gün kala harekete geçmesinin ardında da bunun yattığı tahmin ediliyor. Brückner’in avukatı Friedrich Fülscher de Bild’e yaptığı açıklamada, bu noktaya dikkat çekerek, Portekiz’in kararının bir “prosedürel numara” olduğunu belirtti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.